top of page

Değişim Cesareti: Bilinmezlikle Yüzleşmenin Psikolojik Yolculuğu

Değişim, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında umut verici bir kavram gibi görünür. Daha iyi hissetmek, rahatlamak, güçlenmek… Ancak işin içine gerçekten girildiğinde, değişimin neredeyse her zaman bilinmezlik, kaygı ve içsel bir direnç barındırdığı fark edilir. Terapötik süreçlerde değişim; yalnızca yeni bir davranış öğrenmek değil, kişinin alıştığı içsel dengeleri yeniden yapılandırması anlamına gelir. Bu nedenle değişim, çoğu insan için aynı anda hem arzu edilen hem de korkulan bir deneyimdir.


Değişim Neden Zorlayıcıdır?

İnsan zihni, tanıdık olana tutunma eğilimindedir. Mevcut durum acı verici bile olsa, öngörülebilir olduğu için güven hissi sağlar. Değişim ise bu güvenli alanı sarsar. Terapötik bağlamda değişim; eski düşünce kalıplarını, savunmaları ve alışkanlıkları geride bırakmayı gerektirir. Bu da kişide şu soruları tetikler:

  • “Ya başaramazsam?”

  • “Ya daha kötü hissedersem?”

  • “Beni ben yapan şeyleri kaybedersem?”

Bu noktada ortaya çıkan direnç, terapötik sürecin doğal bir parçasıdır. Direnç, değişime karşı bir engel değil; kişinin kendini koruma çabasının bir ifadesidir.


Cesaret: Korkunun Yokluğu Değil, Korkuyla Hareket Edebilmek

Değişim cesareti çoğu zaman yanlış anlaşılır. Cesaret, korkusuz olmak değildir. Cesaret; korkuya rağmen adım atabilme becerisidir.

Terapötik süreçlerde cesaret;

  • kişinin kendi iç dünyasına dürüstçe bakabilmesi,

  • zor duygularla temas edebilmesi,

  • “hazır hissetmeden” de ilerlemeyi göze alabilmesi anlamına gelir.

Bu cesaret, büyük ve dramatik kararlarla değil; küçük, sürdürülebilir adımlarla ortaya çıkar. Danışan, her küçük adımda kendisiyle ilgili yeni bir şey keşfeder: “Zorlanıyorum ama dayanabiliyorum.”“Kaçmadan burada kalabiliyorum.”“Değişebilirim.”


Terapötik Süreçte Direnç ve Geri Dönüşler

Değişim doğrusal bir süreç değildir. İlerlemeler kadar duraksamalar, hatta geri dönüşler de yaşanabilir. Terapötik çalışmalarda bu dalgalanmalar, sürecin başarısız olduğu anlamına gelmez. Aksine, kişinin içsel dünyasında gerçek bir dönüşüm yaşandığının göstergesidir.

Geri dönüşler;

  • kişinin eski başa çıkma yollarına yeniden sarılması,

  • belirsizliğin yarattığı kaygıyla konfor alanına çekilmesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Bu noktada terapötik ilişkinin güvenli yapısı kritik rol oynar. Yargılanmadan kabul edilen bir ortam, kişinin cesaretini yeniden toparlamasına ve sürece devam etmesine olanak tanır.


Kendini Yetkin Hissetmek: Değişimin Kalıcı Anahtarı

Değişim sürecinin en önemli kazanımlarından biri, kişinin kendini yetkin hissetmeye başlamasıdır. Kişi, yaşadığı zorluklara rağmen ayakta kalabildiğini gördükçe şu inanç güçlenir: “Bu duygularla baş edebilirim.”

Bu öz-yeterlilik algısı; kaygıyı azaltır, dayanıklılığı artırır ve değişimin kalıcı olmasını sağlar. Terapötik süreçte küçük başarıların fark edilmesi ve görünür kılınması bu nedenle çok değerlidir.


Değişim Bir Yolculuktur

Değişim, tek bir karar anı değil; zaman içinde şekillenen bir yolculuktur. Bu yolculukta belirsizlik kaçınılmazdır. Ancak cesaret, bu belirsizliğin içinde yön bulmayı mümkün kılar.

Terapötik süreçler bize şunu gösterir: İnsan, korktuğu halde ilerleyebildiğinde dönüşür.

Ve değişim, tam da bu noktada başlar.


Duygu Çataltaş Sıpçıkoğlu

Pedagog-Psikolojik Danışman

Çift & Aile Terapisti


sisli dağlar ve vadiye bakan kadın
Sisli dağlar ve vadi

Yorumlar


UMAY Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Eğitim ve Gelişim Projeleri Uygulama Merkezi

 

Feyzullah Mh. Oğuzhanlı Cad. Ata Apt. No.39 D.1

Maltepe / İstanbul

4LIFE

Copyright 4Life Productions 2017

 (0554) 194 85 00

(0216) 356 28 13

umaypd@gmail.com

Çalışma Saatlerimiz

                  P.tesi:           Kapalıyız                         Salı:             10.00 - 19.00

Çarşamba: 10.00 - 19.00

Perşembe: 10.00 - 19.00

Cuma:         10.00 - 19.00

C.tesi:          10.00 - 19.00

Pazar:          10.00 - 15.00

bottom of page