Güven

İnsanlar güven duygusuna doğuştan sahip olurlar. Bu güven duygusu hayat boyunca gelişim gösterir veya törpülenir. Güven başka biri tarafından söylenenlere veya bir durumun gerçekliğine inanmak olarak tanımlanır. Güven psikolojik bir olgudur. Diğer insanların niyetlerinin ve davranışlarının açık ve dürüst olacağına dair olumlu beklentide olma gerçeğidir. Güven karşımızdaki insanlara dair olumlu beklentilerimizdir ve bu beklentiler bazen yerine getirilir bazen de getirilmez. Güvene layık olma durumuna ise güvenilirlik denir. İnsanın güvenmek için bir takım kanıtlara ve olgulara ihtiyacı vardır.

Kişinin davranışları ve sözlerindeki tutarlılık gözlemlenir ve buna dayanarak o kişiye güven beslenir. Karşı tarafın davranışları beklentilerimiz yönünde ise güven duygusu oluşur. İkili ilişkilerde davranışlara dair tahmin edilebilirlik arttığında güven duygusu da artar. İkili ilişkilerde insanlar birbirlerini sürekli gözlemler. Birbirlerine verdikleri sözler ve yaptıkları davranışları sürekli gözlemleyip bunun sonucuna göre güven duygusunu geliştirir veya törpülerler.

İlişkilerde Güven

Hayattaki tüm ilişkiler güvene dayalıdır. Güven sadece kişisel ilişkiler için değil, hayattaki her ilişki, her iletişim ve etkileşimde güven esastır. İnsanın komşusuna, evcil hayvanına, market çalışanına yani iletişim kurup kurmadığı çevresindeki her canlıya güvenebiliyor olması gerekir.

Kişilerarası ilişkilerde güven bilişsel ve duygusal olarak ele alınabilir. Güvenin bilişsel formunda güven bilgiye dayalı ve hesaplanmıştır. Kişinin hareketleri gözlemlenerek bir karar sonucunda güven oluşur. Duygusal formda ise güven birbirinin iyiliği için duyulan duygudur.

Güven Nasıl Oluşur

Güven tohumları çocuklukta atılır. Bebeklerin anneye olan güvenine bakıldığında dünyaya geldiğimiz an güveni öğrendiğimizi anlamaktayız. Güven doğduğumuz andan itibaren var olan ve öldüğümüz güne kadar var olacak bir duygudur. Güvenin yaşam boyu ve hayat olayları ile değiştiği bilinmektedir. Bu sebeple güvenin dalgalı bir duygu olduğu ve insandan insana, olaydan olaya değiştiğini söyleyebiliriz. Yetişkin hayatımızda güven kırılmaları yaşandığında genelde buna hazırlıklı oluruz ve bununla baş edebiliriz bu sebeple yetişkinlikte güven kırılmalarının etkisi daha azdır. Fakat çocukluk çağlarında yaşanan güven sorunları yıkıcı etkiler taşır. Çocuklukta yaşanan güven sorunlarıyla kişi ikili ilişkilerde daha temkinli ve daha dikkatli olur. Bu da sıkıntılı ilişkilere ve bağlanma sorunlarına sebep olabilir.

Güvensizlik Yaratan Faktörler

İkili ilişkilerde güven ve güvensizlik birlikte görülebilir. İnsanlar karşılarındakine bazı alanlarda güvenirken bazı alanlarda güvenmeyebilir. Bu güvensizlikleri yaratan belirli faktörler vardır. Yalan söylemek güvensizliği yaratan en büyük davranıştır. Yalanda karşıdaki kişi kendine yalan söylendiğinin farkında değildir ve kandırılır. Karşıdaki kişiye bilerek yanlış bilgi verildiğinde ve bu durum bu kişi tarafından öğrenildiğinde sonuçlar yıkıcı olur. Değişim ve belirsizlik insanları güvensizliğe iten faktörlerden biridir. Değişim hayatın her alanında olsa da insan değişimde hissettiği güvensizlik hissinden çoğu zaman kaçamaz. Dedikodu yapmak da insanın güvenini oldukça zedeleyen bir davranıştır. Bu davranışta kişi ile ilgili yanlış bilgiler verilmesi ikili ilişkilerdeki güveni alt üst etmektedir. Kişilerin yaşadığı travmalar da hayatlarındaki güvensizliği arttırmaktadır. Kişi kendine, etrafındakilere ve hayata güvenini kaybeder.

Uzman Klinik Psikolog Tilbe Çankaya

Büyükdağ, Y. (2018). Kişiler Arası İlişkilerde Güven Düzeyi İle Travma Sonrası Hayata Küsme Düzeyi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Yayınlanmamış Yükseklisans Tezi, İstanbul.




Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Etiketlere Göre Ara

Copyright 4Life Productions 2017