Özgüven

Özgüven yaşamın temel öğelerinden biridir ve psikolojik iyiliğin olmazsa olmazlarındandır.

Özgüven en basit anlamıyla kişinin kendine olan inancıdır. Doğuştan kazanılmayan, kolay gelişebilen fakat tüm hayat boyunca varlığını inişli çıkışlı gösteren ve bir çok şeyi içinde barındıran bir özelliktir. Özgüven bireyin yaşadığı fiziksel, duygusal, bilişsel ve toplumsal değişiklikler ile şekillenmektedir ve bu yüzden bu kadar değişim gösteren bir özelliktir.

Özgüven kişinin kayıtsız şartsız kendisini doğuştan değerli hissetmesidir. Kişinin kendisini tüm hatalarına rağmen, onları onarmasa da kendini değerli hissetme durumudur. Kişinin yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ortaya koyması, başarma, beğenilir olma, kabul görme, kendini kabul etme, sevilme, bedensel ve ruhsal özelliklerini kabul edip benimsemesidir. Özgüven 0-6 yaş arasında aileden ve çevreden gelen davranış ve tutumlar ile oluşur ve hayat boyu şekillenir. Bu şekillenmeyi olumlu yönde etkileyen en önemli olaylardan biri deneyimlerdir.

Özgüven denince belirli kavramlardan bahsetmek gerekmektedir. Bunlar özgüveni anlatırken bilmemiz gereken kavramlardır.

Benlik kavramı bireyin kişiliğine dair düşüncelerinin, kanaatlerinin toplamı, kişinin kendini tanıması, anlaması ve kişinin kendisi ile ilgili düşüncelerini değerlendirme biçimidir. Kısaca benlik kişinin kendiyle ilgili yargılarıdır.

Öz değer kavramı insanın bilinçli veya bilinçsiz kendine biçtiği değerdir. Kişinin kendine duyduğu saygı anlamına gelmektedir.

Benlik saygısı ise benlik kavramının beğenilip beğenilmemesi durumudur. Kişinin kendini değerlendirdikten sonra ulaştığı onaylanma ve kendisinden memnun olma durumudur.

Öz yeterlilik kişinin karşılaştığı durumu başarıp başaramamasına dair algısıdır. Bu durum kişinin hangi aktivitelerde bulunacağı, karşılaştığı olaylarla ne kadar çaba sarf edeceği ve olaylarla ilgili ne hissedeceğini etkileyen yargıdır.

Bütün bu kavramlar özgüvenimizi etkiler.

Özgüven eksikliği olan kişilerde kendinden şüphe etme, depresyon, agresif davranışlar, aşırı uyum, eleştiriye tepki, güvensizlik ve yalnızlık görülmektedir. Başkalarına bağımlı, karamsar, ve mükemmeliyetçi oldukları gözlemlenir. Yeni durumlardan kaçınırlar ve kendilerini acımasızca eleştirirler. Bu kişiler ilişki kurmakta ve sürdürmekte zorluk çekerler ve insanların onları sevmediğini düşünürler. Kendilerini başarısız ve değersiz gördükleri için sevilmeye değer olmadıklarını düşünebilirler ve günlük hayattaki küçük problemleri dahi çözemeyeceklerine inanırlar.

Yüksek özgüvene sahip kişiler ise kendi eylemlerinin sorumluluklarını alır, terk edilme duyguları yaşamazlar. Açık iletişim kurup duyguları ile barışık olurlar. Eleştirilere açık olup kendini olduğu gibi kabul ederler. Kendilerine güvenirler ve hayattaki zorluklarla baş edebileceklerine inanırlar. Başlarına gelen ve değiştiremeyecekleri durumları kabul edip yeni olaylara açık davranırlar.

Düşük özgüvenli kişilerin sosyal çevresi ve ailelerine düşen görevler vardır. Kişinin yetenek ve becerilerine yoğunlaşmasını sağlamak ve bunları kişiye hatırlatmak gerekmektedir. Kaçındıkları belirli durumlarla baş etmeleri için güven verilmelidir. Özgüveni düşük kişinin davranış ve tutumlarına olumlu şekilde yaklaşmalıdırlar.

Düşük özgüven hayatı derinden etkilemektedir. Depresyona kadar gidebilen bir süreç olduğu için kişinin özgüvenini toparlaması şarttır. Bu tek başına başarılabilecek bir durum değildir çünkü kişinin kendi ile ilgili düşünceleri oldukça olumsuzdur. Bu sebeple düşük özgüven için terapiye gitmek çok önemlidir. Özellikle işlevselliği bozduğu anda hayatın daha kötü etkilenmemesi için terapiye başvurulmalıdır.

Klinik Psikolog Tilbe Çankaya

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Etiketlere Göre Ara

Copyright 4Life Productions 2017