Copyright Umay Danışmanlık 2017

ZEKA GELİŞİMİ

Zeka Nedir?

 

            Zeka öğrenme, öğrenilenleri genelleyebilme, yeni durum ve ortamlara uyum sağlayabilme, çözüm yolları bulabilme becerisi olarak tanımlanabilir.

 

Zeka Gelişiminde Neler Etkilidir?

 

            Zeka doğuştan gelir ve büyük ölçüde kalıtımın etkisindedir. Ancak zekayı belirleyen tek etmen kalıtım değildir.  Zeka gelişimi doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında yaşanan problemlerden etkilenir. Bunlar içerisinde kromozomal bozukluklar, hamilelik döneminde geçirilen bulaşıcı hastalıklar ve zehirlenmeler, bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalması, metabolizma ve beslenme bozuklukları, beyin hastalıkları, çevresel uyaranların yetersizliği, ihmal ve istismar sayılabilir.

           

           Zeka ilk yıllarda hızlı bir gelişim seyri gösterirken 20‘li yaşlarda yavaşlamaya başlar. Bu yaştan sonra bireyin temel zeka gücü aynı kalmakta, bilgi, beceri ve deneyimlerinde artış görülmektedir.

 

Yaşlara Göre Zeka Gelişimi

 

            Yaşamın ilk 18 ayında zeka hareket ve algılardan oluşur. Bebek dördüncü aya kadar rastlantı sonucu yaptığı bir davranışı sürekli tekrar etmeye başlar.  Altıncı aydan itibaren gördüğü nesneye uzanıp almaya çalışır. Dokuzuncu ayda nesnenin sürekliliği olduğunu yani saklanan bir nesnenin yok olmadığını, tekrar ortaya çıkabileceğini anlar, saklı nesneyi aramaya ve bulmak için gerekli davranışları yapmaya başlar.

 

            Bir yaş civarında ilk kez tümüyle zekalı davranışlar görülür. Daha önceden yaptığı davranış kalıplarını değiştirir. Deneme yanılma yoluyla dış dünyayı tanımaya ve anlamaya çalışır. 18 ay civarında ilk düşünme belirtileri görülür. Bu aydan itibaren sadece deneme yanılma yoluyla öğrenmez, nesneler arasında ilişki kurmaya da başlar. 2 yaşında kelime ile nesne arasındaki ilişkiyi anlar. Hareket eden her nesnenin canlı olduğunu düşünür. 2 yaşın sonundan itibaren kavramlar gelişmeye başlar. 2-4 yaşlar arasında nesneleri başka şeylerin simgesi olarak kullanır. Bebeğiyle canlıymış gibi konuşur, beslemeye çalışır.

 

           

 

Zihinsel olarak kendisine yoğunlaşır, başkalarının görüş açılarını anlayamaz. 4-7 yaşlar arasında kavramlar daha çok somut düzeyde anlaşılabilir durumdadır. Zihinsel kıyaslama yapmakta zorlanırlar. 7-11 yaşlar arasında mantıksal düşünme, sayı, zaman, boyut, hacim gibi kavramlar yerleşmeye başlar. Soyut düşünce henüz tam yerleşmemiştir. Mecaz anlamları, dolayısıyla atasözü ve deyimleri kavramakta zorlanırlar. 11 yaşından itibaren mantıksal düşünme yetişkin tarzına erişir.

 

Zeka Tipleri

 

              Önceki yıllarda sadece bilişsel zeka (IQ) kavramından bahsedilirken günümüzde zekanın duygusal boyutundan (EQ) ve çoklu zeka kuramından söz edilmektedir.

           

             Duygusal Zeka, kendi duygularımızı tanıma ve karşımızdakinin ne hissettiğini anlama, duygusal dürtülere hakim olabilme, ilişkileri sağlıklı yürütebilme şeklinde tanımlanabilir. Yapılan son araştırmalar insanların kişisel ve mesleki alanlardaki başarılarının IQ’dan çok duygusal zekadan etkilediğini ortaya koymaktadır. Duygusal zekayı oluşturan beceriler kişisel ve sosyal beceriler şeklinde iki ana başlık altında toplanabilir. Kişisel beceriler içerisinde kendiyle ilgili farkındalık, kendini yönetme ve motivasyon, sosyal beceriler içerisinde ise empati ve sosyal ilişkiler yer almaktadır.

           

            Bilişsel kapasiteyi ve kavrama yeteneğini belirten IQ testlerle ölçülmektedir ve zeka puanı arttırılamaz. Duygusal zeka ise IQ’nun tersine geliştirilebilmektedir. Bilişsel zeka konuşma, yazma, hesap yapma, problem çözme durumlarında kullanılırken, duygusal zeka yaşamın her alanında yaşamsal bir beceri olarak kullanılmaktadır.

 

            Çoklu zeka kuramında ise 7 farklı zeka tipinden bahsedilmektedir. Bu kurama göre kişinin hangi zeka tipi ile öğrendiğinin belirlenmesi akademik başarıyı destekler.

 

             Sözel Zeka: Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Bu çocuklar dinleyerek öğrenmeyi severler, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. Hikaye, masal, fıkra anlatmaktan zevk alırlar, kitap okumayı severler. Hafızaları kuvvetlidir. Kelime oyunlarını severler. Sözel iletişimleri iyidir. Kelime hazineleri geniştir. 

 

             Sayısal (Mantıksal) Zeka: Sebep-sonuç ilişkisi kurmayı ve 'neden' demeyi severler, çok soru sorarlar. Bu çocuklar hesap yapmayı, sayı saymayı, mantık yürütmeyi, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi severler. Nesnelerin nasıl çalıştığına dair sorular sorar,  strateji oyunlarından, mantık bulmacalarından hoşlanırlar,  zeka oyunlarında başarılıdırlar.

 

            Görsel Zeka: Bu çocuklar işittikleri bir şeyi değil de, gördükleri bir şeyi daha iyi akılda tutarlar. Yaşıtlarına kıyasla çizimleri ve resimleri güzeldir. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Resimler ve şekillerle düşünürler. Harita, tablo ve diyagramları anlayabilirler. Çok hayal kurarlar. Sanat ve proje aktivitelerini severler. Okurken kelimelerden çok resimlerden anlarlar.

 

           Bedensel Zeka: Kişinin kendisini ifade etmesinde ve bir şeyler yaratmakta bedenini kullanma yeteneğidir. Yerinde duramazlar, spora ilgileri fazladır. El becerileri gelişmiştir. Çok rahatlıkla tamir işlerini yapabilirler. İyi taklit yaparlar.

Dokunarak ve hareket ederek öğrenirler. Konuşurken beden dilini etkin bir şekilde kullanırlar.

 

           Müzik (İşitsel) Zekası: Seslere hassasiyet gösterme kapasitesi ve kendisini müzikle ifade etme yeteneğidir. Nota bilmeseler bile, melodileri tanır ve hemen akılda tutarlar. Enstrüman çalar, koroda söylerler. Çalışırken tempo, ritim tutarlar. Seslere karşı duyarlıdırlar. Şarkıları kolaylıkla öğrenirler.

 

            Sosyal Zeka: İnsanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Oynayarak, paylaşarak, konuşarak öğrenirler. Arkadaşları ile birlikte olmaktan hoşlanırlar. İkna güçleri yüksektir. Organizasyonlarda yer almaktan hoşlanırlar. Arkadaşları çoktur. Konuşmayı ve dinlemeyi severler.

 

           İçsel Zeka: Hayal kurmayı, düşünmeyi severler, kendilerinin güçlü ve zayıf yönlerini iyi analiz ederler. Bireysel çalışmalardan zevk alırlar. Başarı ve başarısızlıklardan dersler alırlar. Yalnız kalmaktan hoşlanırlar.

 

 

Akademik Başarı ve Zeka İlişkisi

 

            Toplumumuzda yaygın olan bir kanı sadece akademik başarısı iyi olan kişilerin zeki olduğu yönündedir. Oysaki akademik başarı kavramı uygun öğrenme yöntemlerinin kullanılmasına dayanır. Bu da çocuğun öğrenmede hangi zeka tipini ağırlıklı olarak kullandığına bağlıdır. Aynı konuyu her çocuk farklı bir yöntemle öğrenebilir. Burada önemli olan çocuğun zeki olup olmadığından çok hangi zeka tipiyle öğrendiğidir. Ayrıca başarı konusunda zeka ve zeka tipi tek başına yeterli değildir. Başarı için uygun çalışma alışkanlığının kazanılmış olması gerekir.

 

 

Anne Babalara Öneriler

 

            Her çocuk belli bir zeka potansiyeli ile dünyaya gelir. Ancak zekayı oluşturan becerilerin ve duygusal zekanın gelişmesi anne baba tutumlarına, çocuğun yeterli ilgi ve sevgi görmesine, ruhsal açıdan sağlıklı bir aile ortamı içerisinde yetişmesine, beslenme ve bakım gibi ihtiyaçlarının yeterli şekilde karşılanmasına bağlıdır. Çocuğun var olan potansiyelini arttırmak için anne babalar şu noktalara dikkat etmelidirler.

 

  • Öncelikle doğru iletişim kurmak önemlidir.

  • İletişimde empatiye yer verilmeli ve çocuğun da arkadaşlarıyla empatiye dayalı ilişki kurması sağlanmalıdır.

  • Bebeklik döneminden itibaren çocuğu iyi gözlemlemek gerekir.

  • Yaşı büyüdükçe yetenekleri ve ilgi alanları keşfedilerek, bu alanlar desteklenmelidir.

  • Öğrenme için uygun ortam ve materyal sunulmalıdır.

  • Çocuk araştırma ve keşfetme konularında cesaretlendirilmelidir.

  • Öğrenme için soru sormasına fırsat verilmeli ve soruları yaşına uygun doğrultuda cevaplandırılmalıdır.

  • Çalışma alışkanlığı kazandırılmalıdır.

  • Her anne baba çocuğunun çok zeki olduğunu düşünür ve bununla gurur duyar. Ancak bunun her ortamda sürekli vurgulanması çocuklarda farklı duyguların oluşmasına neden olabilir. Bazı çocuklar “çok zeki” olmalarına güvenerek uygun çalışma alışkanlıkları geliştirmeyebilirler ve akademik olarak sorun yaşayabilirler. Bazı çocuklarsa en ufak bir başarısızlık karşısında özgüven problemi yaşayabilirler. Bu nedenle zihinsel kapasitesi normalin üzerinde bile olsa bunun çocuğa söylenmesi uygun değildir.

 

Duygu Çataltaş Sıpçıkoğlu

Pedagog / Psikolojik Danışman

(Mart 2008)

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

AKRAN ŞİDDETİ VE ZORBALIK

January 9, 2019

1/10
Please reload

Son Paylaşımlar

January 9, 2019

January 9, 2019

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square