Sokak Oyunları


Hala kulağımda sokaktaki oyunumuzun sesi!

Elimdeki çamurun hissi.

Cebimizdeki son para ile alınan bisküvinin ve Tang’in tadı.

Ne çabuk zaman geçti, artık sokakta oynayan çocukların seslerini, kahkahalarını ve ayak seslerini duymaz olduk. Artık bilgisayar başındaki çocukların “Hadi vur onu! Aşağıdan geliyor!” gibi bağırtılı öfkeli seslerini duyar olduk. Hiçbir sıcaklığı olmayan bu oyunlar çocukları saldırgan, fiziksel olarak yalnız ve sosyalleşmekten uzak bir hale getiriyor. Oysaki sokakta oynanan oyunların çocuğun gelişimine o kadar faydası var ki; fiziksel, psiko-motor, duygusal ve sosyal gelişimine etkileri vardır.

Hangi yaştan, hangi cinsiyetten olursa olsun atlamaların, sıçramaların, bisiklete binmenin ya da tırmanmaların çocuğun fiziksel ve psiko-motor gelişimine oldukça katkısı vardır. Küçükken bahçede bulunan dut ağacına öyle tırmanırdım ki bugün ki birçok motor becerimin buna dayandığını biliyorum.

Sokakta yolunu yapmış karıncalara yardım ederken ki merhamet, yemek arayan bir sümüklü böceğe dalını uzatırken ki sevgi ya da yokuş aşağı giden bir bisikletteki özgürlük hissi duygularınızı ifade edecek kocaman bir ortam sunar size. Ya da bahçede oynarken yere düştüğünüzde annenizin yanınıza gelip kanayan yaranızı silmesi de başka bir teması beraberinde getirir.

Sokakta oyun oynarken bir gruba ait olmayı, o grubun bir parçası olmayı, sorumluluk yerine getirmeyi, yeri gelince liderlik yapmayı ve paylaşmayı öğrenir en önemlisi de iş birliği yapmayı.

Tabii, bana diyeceksiniz ki çocuklar artık bunu nerede yapsın. Eğer fırsatınız varsa lütfen site alanında oturun. Sık sık parka çıkmaya çalışın. Birlikte sokak oyunları oynayamasanız bile evde oyuna zaman ayırın ve hep birlikte bir oyunun parçası olun. Belki işe çocuğunuza “beş taşı” öğreterek başlayabilirsiniz 😊.


Merve Güngör

Klinik Psikolog