Oyun ve Kahkaha

Evin içerisinde oradan oraya neşeyle koşuşturan çocukları gördüğümüzde bazen sesimiz yükselir.

Susun! Gürültü yapmayın! gibi sesler duyarız.

Yetişkinler bazen çocukların kahkahalarına dayanamayıp sinirlenirler. Bir çocuk özgürce var olduğunu ve büyüdüğünü hissetmek için neşeli hissetmeye ihtiyaç duyar. Terapi odasında oyun oynarken bazen ebeveynlerin zorlanmalarına, orada kalamıyor

olmalarına ve tükenmişliklerine eşlik ediyorum. Bazen de tam tersi çocuklardan daha aktif

oyun oynayanlara rastlıyorum. Sık sık duyduğum şeyse “annem ve babam benimle oyun oynamaz ki!”

Oynamak, çocukların dünyasına dalıp onlarla birlikte hayal etmektir. Hadi sen şimdi anne ol ben de çocuğun olayım demektir. Marketçilik oynamak veya savaşçı olmaktır. Çocuklarla basit oyunlar oynayabilmek, kontrolü elden bırakabilmek, esneyebilmek orada tüm benliğinizle kalabilmek ve hayal dünyalarına dalıp yerlerde yuvarlanabilmek için önce kendi içimizdeki çocuğa da bakmak önemli.

Çoğu zaman şunu da duyarız “bu benim işim değil ki”, “ben beceremiyorum onunla oyun oynamayı”. Aslında burada onların yaşına inmeyi reddederler kendi geçmişleriyle, küçük birer çocukken hissettikleri duygularla karşı karşıya kalacaklardır. Eğer oynarlarsa kontrolü elden bırakacaklar, onlar gibi gürültü çıkaracaklar ve kendi içlerinde var olan acıyla karşılaşma riskleri olacaktır. Kendi anne babalarından görmemiş, belki de hiç gülerek, bağırıp çağırarak oynama hakları olmamıştır. O yüzden önce kendi içimizdeki çocuğa da bakmak önemli. Bolca kahkaha sadece eğlence değil, fiziksel ve ruhsal sağlığın tepkisidir.

Çocuğunuzla saklambaç oynayın, yastık savaşı yapın ve birlikte bol bol kahkaha atın.


Merve Ersoy

Klinik Psikolog