Çocukluk Çağı Kanseri


Çocukluk çağı kanserleri tüm kanserlerin % 1’ini oluşturur. Dünyada her yıl oluşan kanserlerin %2 ve 4’ü 19 yaş altı yaş grubunda gelişmektedir. Kanser her ne kadar fizyolojik bir hastalık gibi gözükse de psikolojik temelleri de bir o kadar önemlidir. Kanser gibi kronik bir hastalığa sahip olmanın çocuk hasta ve ailesinin yaşantısındaki değişiklikler çocukta davranış problemlerini meydana getirebilir. Tedavi süresince çocuğun fiziksel görünümündeki değişiklikler, sürekli yinelenen okuldan ve akrandan ayrılmalarda çocuğun sosyal ve psikolojik uyumunu olumsuz yönde etkileyebilir. Çocuğun bu süreçte rutinin dışına çıkıyor olması, depresyon, ilgisizlik gibi durumlara yol açabilir. Bu süreçte çocuk hastaya bakım verenleri de göz ardı etmemek gerekir onlar için de bu durum travmatik bir deneyimdir ve travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösterebilirler. İçeride yaşanan korku ve endişeler, suçluluk duyguları, hastalığın vermiş olduğu ekonomik zorlanmalar, kayıp ve ölüm korkuları ile de karşılaşılmaktadır. Eğer bir kardeş varsa kardeşin bu duruma uyum süreci ve onun da durumla başa çıkışına dikkat edilmesi gerekir.

Süreç yeni başlıyorsa aile sosyo-ekonomik durumları el verdikçe bir uzmandan veya bazı devlet hastanelerinde gönüllü olarak destek veren uzmanlardan destek almalılar.

Peki nasıl destek verilebilir?

Hastalık zaten bu kadar karamsarken, umuda yönelik çalışmalar yapılabilir. Oyun terapisi desteği ile süreçte yaşanılacak medikal müdahalelere, hastaneye yönelik çocuklar hazırlanabilir. Çocuğun iç dünyasındaki korku ve kaygıları sahneleyerek çocuğun durumla başa çıkışı üzerine çalışılabilir.

Sanat terapisi girişimleri ile çocuğun içinde yaşadığı endişe, korku ve ağrılarının azaltılması amaçlanabilir. Tedavi süreciyle iş birliğine yönelik çalışmalar yapılabilir. Okuldan uzaklaşmasıyla oluşan ilgisizlik ve depresif durum için okulla köprü kurulması adına müdahaleler el verdikçe kitaplarla köprü kurma belki ders videolarından destek alma.

Ailelerin de geçirdikleri bu sürece dair destek almaları, çocuğa davranışları, yaklaşımları, kendi iç dünyalarındaki kaygı ve korkularına dair konuşulması göz ardı etmeden illa profesyonel bir yardım değil bu noktada akran-aile desteği de oldukça destekleyicidir.


Merve Güngör

Klinik Psikolog